1873 yılında İstanbul’da doğdu.Ersoy: ”Babam Fatih Müderrislerinden İpekli Hoca Tahir Efendi merhumdur ki,benim hem babam,hem hocamdır.Ne biliyorsan kendisinden öğrendim”.
Akif,takva ve merhamet sahibi bir ana ile alim,mü’min,dürüst ve haksever bir babanın şefkat kanatları altında yetişmiştir.Babasının vefatı ve Sarıgüzel’deki evlerinin yanması,Akif’in öğrenim hayatını değiştirmiştir.Kolay iş sahibi olma düşüncesiyle mülkiye idadisinin yüksek kısmını bırakıp,baytar mektebine girmiş ve 1893′te bu okulu birincilikle bitirmiştir.
Balkan savaşlarında yaşanan facialar,ufukta görülen birinci dünya harbi ve Türk devletinin içinde bulunduğu buhran,O’nu vatana hizmet mücadelesine fîli olarak itmiştir.Kendisini milli kurtuluş hareketi içinde bulan Akif,yazı yazıyor,vaaz ediyor fakat,işin bununla bitmeyeceğini de biliyordu.Anadolu’ya açıldı.Kastamonu Nasrullah Camii’nde verdiği vaaz,İstiklal Mücadele tarihimizde büyük rol oynamıştır.
Milli Marş güfte müsabakasını,verilecek mükafatı almamak kaydıyla kabul etmiş,yazdığı İstiklal Marşı birinci gelerek,12 Mart 1921′de TBMM’nde Türk Milii Marşı’nın güftesi olarak kabul edilmiştir.
Mısır’da bulunduğu yıllarda Kur’an-ı Kerim’in tercümesiyle uğraşan Akif,1935′te hastalanmıştır.İstanbul’a geldiğinde durumu ağırdı.Nihayet yakalandığı amansız hastalığa yenik düşerek 27 Aralık 1936′da vefat etti.Nüyük bir cenaze merasimi ile tabutu eller üstünde Edirne Kapı Şehitliği’ne getirilerek,oraya defnedildi.
Şiir tarihinde en güçlü mesajların sahibi olan şairlerin başında gelen Mehmet Akif Ersoy,şiirlerinde yapmacıktan uzak,özentisiz bir yol izlemiştir.Safahat adlı yedi kitaptan oluşan eseri,onun hayat hikayesi,karakteri,ailesi,dostları ve bizzat kendisidir.Milletin bekası için gayret sarfetmiş ve bir ömür tüketmiştir.
17
Tem
