Arama Sonuçları Kategori: gündem

Tutsaklık bitene dek ölüm orucundayım

02 Eylül 2010 at 10:32 Filed in:gündem No Comments

İstanbul’da İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nın altında ıslak imzası bulunduğu iddiasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemiyle tutuklu yargılanan Albay Dursun Çiçek, ölüm orucuna başladı.

Ramazan nedeniyle oruç tutan Çiçek, önceki gün görülen duruşmada tahliye edilmeyince orucunu açmadı. Kızı İrem Çiçek aracılığı ile ölüm orucuna başladığını açıklayan Çiçek, yine kızı aracılığı ile yaptığı açıklamada “Aklı ve vicdanı hür insanlara sesleniyorum. İftira, yargısız infaz ve tutsaklık bitinceye, hakimler hukuk ve vicdanlarına göre karar verinceye, hukuk ve adalet geri gelip hukuk cinayeti bitinceye kadar, orucumu açmayacağım” dedi.
Çiçek’in kızı İrem Çiçek ise açıklamasında şunlara yer verdi: “Babam Dursun Çiçek, Beşiktaş’taki hukuk cinayetini, yaşanan bu acı süreçteki derin sessizliği sona erdirmek ve vicdanlarının sesi kısılmış insanlara vicdanını hatırlatmak için bir karar vermiştir. Biz Çiçek Ailesi olarak babamın sağlığını bozmasına elbette mani olmaya çalışacağız. Ancak gelinen bu süreçte payı olan herkesi şimdiden tebrik ederim!” Çiçek’in avukatı Celal Ülgen de, Çiçek’in ölüm orucundan vazgeçmemesi halinde eşi Gülşen Çiçek ile kızı İrem Çiçek’in de ölüm orucuna başlayacağını söyledi.

KPSS skandalında ilk ifade

02 Eylül 2010 at 10:30 Filed in:gündem No Comments

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) 10-11 Temmuz 2010′da gerçekleştirilen Kamu Personeli Seçme Sınavı’nın (KPSS) sorularının çalındığı ve kopya çekildiğine ilişkin iddialara yönelik yürütülen soruşturma kapsamında dün Isparta’da gözaltına alınarak bugün Ankara’ya getirilen Baki S, öğleden sonra soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Şadan Sakınan’a ifade verecek.

Isparta’da gözaltına alınan S, bugün Ankara’ya getirildi. Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde gözetim altında tutulan Saçi’nin, öğleden sonra Ankara Adliyesi’ne sevkedileceği öğrenildi. Baki S’nin ifadesi Savcı Sakınan tarafından alınacak.

Öte yandan, ÖSYM’de önceki gün başlayan inceleme çalışmaları bugün de devam ediyor.

YÖK Denetleme Kurulunca savcılık kanalıyla mahkemeden alınan karar doğrultusunda ÖSYM’nin Bilkent’teki ana hizmet binasında yürütülen çalışmanın bugünkü bölümü ÖSYM’nin mesai saatiyle birlikte başladı.

Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekibinin çalışmalarının soruların hazırlandığı Test Geliştirme ve Araştırma bölümünde sürdüğü öğrenildi.

Türkiye ile ABD arasında kriz mi var

02 Eylül 2010 at 10:28 Filed in:gündem No Comments

Bir süredir Washington ile Ankara arasında ‘Soğuk rüzgarlar esiyor. Kriz var’ yorumları yapılıyordu.

Öyle bir hava esti ki sanki Türkiye ile ABD arasındaki stratejik ortaklık bitme noktasına gelmişti.
Son olarak, Beyaz Saray, ”Eğer böyle devam ederseniz istediğiniz silahları alamayacaksınız uyarısı yaptı” gibi iddialar kulislere hakim olmaya başlamıştı.

Önceki gün bu iddialar yoğunlaştı.

Çünkü Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu Washington’a gitmiş ve Büyükelçi Namık Tan ile birlikte temaslarda bulunmuştu.

Bu gelişme yine ”Kriz var, çözmeye çalışılıyor” diye yorumlanmıştı.

Önce şunu aktarayım:

Namık Tan Washington’a gitmeden önce uzun yıllar Ankara’da çalışmış bir diplomattır.

Diplomatlığın ötesinde çok yakın dostumdur.

İyi tanırım.

Bu detayı şunun için aktarıyorum.

Namık Tan kriz yaratan değil kriz çözen, yalnızca diplomat değil aynı zamanda bir insandır.

İşte bu nedenle ben bir hafta boyunca Müsteşar Sinirlioğlu ile yaptıkları görüşmelerden bir kriz değil stratejik ortaklığı daha da derinleştirecek bir gelişme bekliyordum.

Nitekim öyle de oldu.

Namık Tan’a açıkça sordum:

”Ne oluyor? Bir kriz mi çıktı? ABD, Türkiye’yi silah vermemekle sıkıştırıyor mu?”

Tan çok kesin bir ifadeyle şu cevabı verdi:

”Hayır. Bu tür haberlerin tümü gerçek dışıdır. Böyle bir şey sözkonusu bile değil.”

Tan’la uzun bir sohbet yaptım ancak diplomatik hissiyatlarda bir yanlış anlaşılma olmasın diye sohbetin tümünü aktarmıyorum.

Yalnız Ankara’da yaptığım temaslar ve daha önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le Azerbaycan gezisi sırasında uçakta yaptığım sohbet birleşince şu gerçeğe ulaşıyorum:

Türkiye ile ABD arasında bir süredir ”bazı yanlış anlaşılmalar’ nedeniyle sıkıntılar vardı. Bu son görüşmelerle bu sıkıntılar da ortadan kalmış görünüyor. Yani özetle sonuç olarak şunu söyleyebilirim. Türkiye ile ABD arasındaki stratejik ortaklığı koparacak, sıkıntıya sokacak bir durum söz konusu değil.

ORTADOĞU, İSRAİL VE İRAN

Türkiye’nin son döbnemde uyguladığı dış politkada ana hedef ‘komşularla sıfır problem’ ekseni üzerine oturtuldu.

Yani Türkiye’nin çevresini kuşatan Ermenistan sorunu, Irak ve Kuzey Irak meselesi, Suriye sınırı, İran ambargosu, Yunanistan’la Ege ve Kıbrıs sorunu çemberi bu sıfır sorun stratejisiyle aşılmaya çalışılıyor.

Bunun somut örnekleri şöyle sayılabilir: Milli Siyaset Belgesi’nde Ege’deki 12 milin savaş nedeni sayılmasının iptali, Ermenistan’la görüşmeler, Suriye ile vizenin kalkması, Irak’la yeni dönem arayışları…

İSRAİL MESELESİ

Mavi Marmara gemisi ve İsrail komandolarının baskını Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerinde bir sıkıntı faktörü olarak netleşmiştir. Ancak bu gelişme iki ülke arasında bir soruna dönüşse de bu sorunun Türkiye ile ABD arasında Yahudi lobisi nedeniyle bir krize dönüşmesinin beklenmesi yanlıştır.

Bütün bunları alt alta toplarsak şu aşamada Türkiye ile ABD arasında bir kriz var demek gerçek dışıdır.

Erzurum İl Milli Eğitim Müdürü gözaltında

02 Eylül 2010 at 10:25 Filed in:gündem No Comments

Erzurum’daki “Yolsuzluk Operasyonu”nda İl Milli Eğitim Müdürü Fevzi Budak gözaltına alındı.

İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan 8 aylık takip sonucu, sahte belge düzenleyerek kamu kurumunun dolandırıldığı iddiasıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğüne operasyon düzenlendi.

Milli Eğitim Müdürü Budak, sabah saatlerinde, kamu kurumu aleyhine sahte belgeler düzenleyerek, “nitelikli dolandırıcılık” suçundan, makamında, gözaltına alındı. Budak, sorgu için KOM Şube Müdürlüğüne götürüldü.

Erzurum’da, bir süre önce de İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Özel İdare Genel Sekreterliğinde, sahte belge düzenleyerek kamu kurumunu dolandırdıkları iddiasıyla gözaltına alınan 5 kişiden, İl Milli Eğitim Müdürlüğü çalışanları N.K. ve A.U, çıkarıldıkları nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanmış, İl Özel İdaresi Genel Sekreterliğinde görevli Ö.D, T.Y. ve M.K. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

Kılıçdaroğlu: Gül aday olursa AKP bölünür

02 Eylül 2010 at 10:23 Filed in:gündem No Comments

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin AK Parti içinde bir krize neden olabileceğini öne sürerek, “AKP ve AKP’li seçmenler için yaşanabilecek en büyük kriz, kimin cumhurbaşkanı adayı olacağıdır” dedi.

Kılıçdaroğlu, Adana ziyaretini izleyen beraberindeki gazetecilerle parti otobüsünde sohbet etti.

CHP lideri, gazetecilerin 2011′de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylık süreci ve Cumhurbaşkanı’nın görev süresine ilişkin sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin 5 yıl mı 7 yıl mı olduğunun Ak Parti içinde krize neden olabileceğini iddia etti.

Başbakan Erdoğan’ın referandum sonrasında 13 Eylül sabahı, CHP’nin üs yönetimine ilişkin sözleri olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Başbakan, 13 Eylül günü CHP üst yönetimini merak ediyor. Başbakan başka bir partinin iç işleriyle uğraşacağına kendi işine baksın” dedi.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Başbakan’ın cumhurbaşkanlığı hevesi, AKP’de büyük kriz yaratacak. Abdullah Gül’den bir an önce kurtulma, 2012′de köşke çıkma ve yarı başkanlık modelini uygulama hevesinde olduğu çok açık ortada. Başbakan, başka partinin iç işleriyle uğraşacağına kendi gizli gündemini itiraf etsin ve AKP içinde bundan sonra yaşanacak en büyük krizi çözmeye çalışsın. AKP ve AKP’li seçmenler için yaşanabilecek en büyük kriz, kimin cumhurbaşkanı adayı olacağıdır. Abdullah Bey’i aday gösterecek 20 milletvekili mutlaka parti içinden çıkar. Gül, yeniden aday olursa, AKP ikiye bölünebilir.”

SANDIK GÖREVLİLERİNE SESLİ MESAJ

Kılıçdaroğlu, bir başka soru üzerine referandumda sandıklara sahip çıkılmasının önemini vurgulayarak, CHP’nin buna yönelik çalışmalar yaptığını anlattı.
İstanbul’da sandık görevlilerinin belirlendiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, onlara seçimden önce 3 farklı zamanda, yapacakları görevin önemini vurgulayan nitelikte, kendisinin sesinden hazırlanan sesli mesajların telefonlarına gönderileceğini söyledi.

Referanduma yönelik CHP örgütünün de hazırlıklarını sürdürdüğünü kaydeden Kılıçdaroğlu, bu kapsamda seçim gecesi anında bilgi akışını sağlayacak, internet bağlantılarının yapıldığını kaydetti.

Kılıçdaroğlu, CHP’nin referanduma yönelik kamuoyu yoklaması yaptırmadığını, ancak, yol haritasını belirlemek için seçmen profiline yönelik bir çalışmanın yapıldığını ve bu çalışmaya ilişkin ön raporun da sunulduğunu anlattı.
CHP lideri, Bergama’daki antik Allianoi Kaplıcaları’nın Yortanlı Baraj sularının altında kalacak olmasına tepki gösteren sanatçı Tarkan’a destek verdi.
Kılıçdaroğlu, sanatçıların bu tür konulara duyarlılığının normal olduğunu ve düşüncelerini özgürce dile getirebilmeleri gerektiğini kaydetti

KPSS’de sorular 10 bin dolara satılmış

02 Eylül 2010 at 10:21 Filed in:gündem No Comments

YÖK, Devlet Denetleme Kurulu ve Ankara Cumhuriyet Savcılığı, KPSS sorularını ÖSYM’nin içinden sızdıran bir şebekenin adaylara 10 bin dolara sattığını belirledi.

Star Gazetesinde Yakup Bulut imzası ile yeralan habere göre, KPSS’de kopya çekildiği iddialarının ardından gerçek gün yüzüne çıktı. YÖK Denetleme Kurulu, Devlet Denetleme Kurulu ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın üç koldan yürüttüğü soruşturmada KPSS sorularının ÖSYM içinden sızdırıldığı bilgisine ulaşıldı. 10-11 Temmuz’da yapılan sınav sorularının tamamı veya tamamına yakınını doğru yanıtlayan adayların teknik takibi sonrası bazı adayların sınavdan günler öncesinde sorulara para karşılığı ulaştığı belirlendi.

BİR SAAT KALA BİN 500 DOLAR

Kopya skandalına karışan adaylar KPSS sorularını 10 bin dolar karşılığı günler öncesinden edinirken, bu miktarın sınava az bir süre kala düşürüldüğü tespit edildi. Sınava bir saat kala soruları alan bir adayın şebeke üyelerine bin 500 dolar ödeme yaptığı öğrenildi. Kopya şebekesinin çok farklı illerde adaylara soruları ulaştırdığı tespit edilirken, kaç adayın şebeke ile yasadışı alışverişe girdiği halen araştırılıyor. Savcı, soru bankasını oluşturan üyelerin bilgisayarlarını ve telefonlarını hâlâ inceliyor.

ÖSYM’DE BİRDEN FAZLA GÜVENLİK AÇIĞI

2010 KPSS’de kopya skandalı ile çalkalanan ÖSYM’de çok sayıda güvenlik açığı tespit edildi. KPSS ile ilgili YÖK Denetleme Kurulu’nun hazırladığı raporda, sınav sorularının güvenliğinin yeterli derecede olmadığı tespiti yapıldı. Özellikle ‘kurum çalışanlarının dışarı ile bağlantılarının sınavlar açısından güvenlik açığı oluşturduğu’ tespiti YÖK Denetleme Kurulu raporunda yer aldı. Raporda güvenlik zafiyetinin tek tek görevli isimler üzerinden, somut örneklerle tespitlerinin yapılması ve birden fazla noktada güvenlik zaafiyeti olduğunun belirlenmesi sonrasında, Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen atamalarını erteleme kararı aldığı öğrenildi.

TÜM BÖLÜMLERİN SORULARI SIZDIRILDI

Sınavda şebeke tarafından dışarı çıkartılan soruların sadece Eğitim Bilimleri’ni kapsamadığı, Genel Yetenek ve Genel Kültür Olmak üzere sınavın başka bölümlerinde de soruların sızdırıldığı belirlendi.

Başbakan, KPSS’de MIT’i görevlendirdi

02 Eylül 2010 at 10:11 Filed in:gündem No Comments

KPSS’deki kopya iddialarından ve ardından gelen öğretmen atamalarının iptal edilmesinden rahatsız olan Başbakan Erdoğan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la görüşerek bu iddialarının araştırılmasını istedi.

KAMU Personel Seçme Sınavı’ndaki (KPSS) kopya iddiaları üzerine Yükseköğretim Kurulu (YÖK) bünyesindeki soruşturmada, bazı bilgilere ulaşılması ve öğretmen atamalarının ertelenmesi, referandum öncesinde Başbakan Tayyip Erdoğan’ı da rahatsız etti. Erdoğan, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan’la görüşerek, soruşturma sonunda hazırlanacak raporun kendisine sunulmasını, ardından muhatap tüm kurumlara iletilmesi emrini verdi.

Telefonlar inceleniyor

Fidan, talimat üzerine konuyu araştırması için MİT Ankara Bölge Başkanlığı’nda görevli personelin çalışma yapmasını istedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya ilişkin bilgileri toplayan MİT, ÖSYM’de sınav komisyonunda görev yapan 6 akademisyenin geçmişe yönelik tüm telefon konuşmalarının dökümlerini incelemeye aldı.

Koncuk’la görüşüldü

Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi’yle ortak çalışma yürüten MİT, akademisyenlerle, sınavda birinci olan ve kopya çektikleri iddia edilen kişilerin telefon irtibatı bulunup bulunmadığını kontrol edecek. MİT elemanları, elinde kopya çekildiğine ilişkin belgeler bulunduğunu iddia eden Türk Eğitim-Sen Başkanı İsmail Koncuk’la da görüştü.

Önceki gün ve dün Yükseköğretim Kurulu Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’ne (ÖSYM) giden polis, telefon kayıtları incelenen 6 akademisyenin bilgisayarlarına el koydu. KPSS’nin Eğitim Bilimleri sorularını hazırlayan 6 kişinin bilgisayarlarının, ana belleklerinin kopyası alındı. Adli emanete konulan bilgisayarlarda, elektronik posta trafiği, KPSS’ye ait soruların herhangi bir harici belleğe ya da CD, DVD’ye kopyalanıp kopyalanmadığı tespit edilecek. Cumhuriyet Savcısı Şadan Sakınan, bilgisayarların incelemesini bilişim uzmanı polislerin yerine bilgisayar mühendisi bilirkişilerin yapmasını istedi.

Savcıya bilgi verildi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da önümüzdeki günlerde ÖSYM’den üst düzey bazı yöneticilerin bilgisine başvurması bekleniyor. YÖK Denetleme Kurulu Başkanı Mustafa Solak, geçtiğimiz günlerde iddialarla ilgili soruşturmayı yürüten Savcı Sakınan ile görüşerek, konuyla ilgili bilgi verdi.

1500 gizli mağdur

KPSS’de ortaya çıkan skandal nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) öğretmen atamalarını ertelemesi, bu sınava girmediği halde atanacak olan yaklaşık 1500 kişiyi mağdur etti. KPSS’deki soruşturma, kurumlararası atama ve açıktan atama yoluyla öğretmen olarak atanacak bu adayların da atanamamasına neden oldu. Yetkililer, atamaların en geç bir ayda yapılmasını planladıklarını söylediler. Ancak sınavın tamamen iptali durumunda yeni sınavın yapılması için harekete geçilecek. Bu durumda da atamalar kasım ayına sarkabilir.

1 milyon dolarlık kumar kavgası

02 Eylül 2010 at 10:07 Filed in:gündem No Comments

İSTANBUL Kartal’da önceki gece polise, ellerinde uzun namlulu silah bulunan 5-6 kişinin kavga ettiği ihbarı yapıldı. Alarma geçen polis, Volkan Y. (32) ile Kenan Ç. (29), Emrullah C. (38) ve Hikmet G.’yi (28) gözaltına aldı. Steyr marka otomatik bir tabanca da ele geçirildi. Kavganın kumar borcu yüzünden çıktığını belirleyen polise göre pet shop sahibi olan ve gümrüklerde nakliye işiyle uğrayan işadamı Volkan Y., bir süre önce Hikmet G. ile Emrullah C.’nin işlettiği yerde kumar oynadı ve 1 milyon dolar kaybetti. Borcunun bir kısmını ödeyen Volkan Y., geri kalan kısmı yüzünden Hikmet G. ve Emrullah C.’yle kavga etti. Olay gecesi Emrullah C.’nin iki adamı parayı sormak için Volkan Y.’nin evine gitti. Evde olmayan Volkan Y., olayı duyunca adamlarıyla birlikte geldi ve kavga çıktı.
Türkiye’de az sayıda bulunan, 9 mm çapında mermi atan Steyr’in Volkan Y. adına ruhsatı olduğu belirlendi. El konulan tabanca incelemeye alındı.

Bakanlık: Marmara’da denize girilebilir

02 Eylül 2010 at 09:58 Filed in:gündem No Comments

Avrupa Birliği direktiflerine uyumlu yapılan yüzme suyu kalitesini izleme çalışmalarına göre, Marmara Bölgesi’ndeki plajların yüzde 90′ında denize girilmesi açısından hiçbir sakınca olmadığı bildirildi.

Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Lütfi Akça, “Marmara Denizi’nin kirli olduğu ve denize girilmemesi gerektiği” yönünde iddiaların ortaya atıldığını söyledi.

Türkiye’de 2006 yılında Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliğinin yayımlandığını ifade eden Akça, “Yönetmelik, AB Yüzme Suyu Kalitesi direktifinin Türkiye mevzuatıyla uyumlaştırılmış halidir. Türkiye, plajlardaki yüzme suyu kalitesini AB direktiflerine uyumlu olarak denetlemektedir” dedi.

Akça, Marmara Denizi’ndeki “kirlilik izleme” çalışmaları ile yönetmelik çerçevesinde Sağlık Bakanlığınca yapılan “yüzme suyu izleme” çalışmalarındaki izleme noktaları, parametreleri ve sıklıklarının birbirinden farklı olduğunu vurguladı.

Kirlilik izleme çalışmalarında kimyasal parametrelerin analiz sonuçlarına bakılarak bir yüzme suyu alanının bu amaçla kullanılıp kullanılamayacağına karar verilemeyeceğini belirten Akça, yüzme amacıyla kullanılan alanlarda yapılan izleme çalışmalarında “mikrobiyolojik parametrelerin” esas alındığını bildirdi.

“TEHLİKE GÖSTEREN YERLER, YÜZMEYE KAPATILIYOR”

Yönetmelik çerçevesinde Sağlık Bakanlığının belirlenen noktalardan numune alarak analizlerini yaptırdığını ifade eden Akça, bu kapsamda Türkiye genelinde 2009′da toplam 1083 noktadan 15′er günlük periyotlarla numune alınıp, analizlerinin yapıldığını söyledi.

Analizde mikrobiyolojik parametrelere bakıldığını anlatan Akça, “Mikrobiyolojik sıkıntı yoksa orada yüzülebilir demektir. Zaten başka türlü kirliliklerin olması beraberinde mikrobiyolojik kirliliği de getirir. Yani kimyasal açıdan su kirliyse, organik madde kirliliği varsa zaten orada mikrop da oluşur” diye konuştu.

Analizlerin ardından girilmesinde sakınca bulunan denizler, tehlike gösteren yerlerin plaj yönetimi, belediyelerle yapılan girişimler sonucu gerekirse geçici olarak yüzmeye kapatıldığını bildiren Akça, ayrıca Sağlık Bakanlığının numune sonuçlarını, sonraki yıl şubat ayı başlarında değerlendirmesi için Çevre ve Orman Bakanlığına ilettiğini kaydetti.

Çevre ve Orman Bakanlığının da kalite açısından kötü durumdaki yerleri mercek altına alıp analiz ettiğini anlatan Akça, “Neden buralarda bir kalite sorunu var, bunun kirletici kaynağı nedir? Kaynağı araştırır, tespit eder. Kaynağın ilgilisi kimse, belediye midir, sanayi tesisi midir, başka bir yer midir, onunla ilgili tedbirleri alır ya da aldırır” dedi.

“İSTANBUL’DAKİ İKİ TESİS, 5-6 MİLYON NÜFUSUN SUYUNU ARITACAK”

En büyük kirletici kaynağın evsel atık sular olduğuna dikkati çeken Akça, bunların içinde çok yüksek oranda patojen olabileceğini, mikroorganizma ihtiva ettiklerini ve yüzme suyu ortamlarını yüzme açısından sakıncalı yerler hale getirdiklerini söyledi.

Ancak Marmara havzasında 43 atıksu arıtma tesisiyle 48 belediyeye atıksu arıtma hizmeti verildiğini belirten Akça, “Marmara havzasında atık suların yaklaşık yüzde 90′lık kısmı arıtıldıktan sonra denize veriliyor” dedi.

Bu arıtma tesislerinin büyük kısmının İstanbul’da olduğunu ifade eden Akça, şöyle devam etti:

“Ancak ‘İstanbul’dakiler biyolojik arıtma değil, deniz deşarjı’ deniliyor. Doğru, şu anda İstanbul’da sadece yüzde 20′si biyolojik arıtma
yapıyor. Paşaköy’de bir biyolojik arıtma tesisi var, Tuzla’da var. Yüzde 80′i ise deniz deşarjı. Ancak İstanbul’da deniz deşarjı yapan tesislerin tamamı, boğazın alt akıntısına, dibine deşarj yapıyor. İstanbul Boğazı’nda iki yönlü akıntı var. Üst tabaka Karadeniz’den Marmara’ya, alt tabaka Marmara’dan Karadeniz’e doğru gider. İstanbul’un atık suları, Karadeniz’e giden alt tabakaya deşarj edilir. Marmara’ya ancak doğal karışımlı belli bir kısmı, çok seyrelmiş olarak gelir.”

İstanbul’da 3, Kocaeli ve Yalova’da 2′şer olmak üzere 7 büyük arıtma tesisinin inşa halinde olduğunu bildiren Akça, “İstanbul’daki özellikle Ambarlı ve Ataköy arıtma tesisleri, toplam 5-6 milyonluk nüfusun atık suyunu ileri arıtma yapacak. Bunlar da tamamlandığında Marmara Denizi’nde evsel kirlilik açısından büyük bir sorun kalmayacak” diye konuştu.

“PLAJLARIN YÜZDE 90′INDA DENİZE GİRİLEBİLİR”

Marmara Bölgesi’nde deniz suyu kalitesi açısından 2009 yılında 296 noktanın izlendiğini belirten Akça, bunlardan 270′inin mikrobiyolojik açıdan yönetmelikte belirtilen değerlere uygun, yani yüzülebilir olduğunu bildirdi.

Bu noktalardan sadece 26′sının yüzülemez durumda olduğunun belirlendiğini anlatan Akça, şunları kaydetti:

“Bunlar İzmit Körfezi civarında. İzmit Körfezi, 20-30 yıl öncesinde Türkiye’nin en kirli noktasıydı. Birçok tedbir alındı, sanayi atık suları arıtma tesisleri yapıldı. Ama buralarda halen önemli sanayi tesisleri var. Dolayısıyla İzmit Körfezi’nde birkaç sıkıntı var, diğerlerinde önemli ölçüde sıkıntı yok. Marmara’da plajların yüzde 90′ında denize girilmesi açısından hiçbir sıkıntı bulunmuyor.”

Yüzme suyu kalitesinin iyi olduğunun bir göstergesinin de Mavi Bayrak ödülü olduğunu bildiren Akça, “Türkiye’de 314 plaj ve 14 marina bu ödüle sahip. Marmara’da da 25 mavi bayrağımız var. Marmara Bölgesi’nde 4′ü Ayvalık’ta, 4′ü Burhaniye’de, 3′ü Gömeç’te, 7′si Edremit’te ve 1′i Erdek’te olmak üzere Balıkesir’de 19, Çanakkale Ayvacık’ta 5 ve Tekirdağ Şarköy’de 1 plaj ödüllendirilmiştir” dedi.

Akça, turizm acenteleri ve tatil yapacaklara rehber niteliği taşıyacak, plajların durumunu, denize girilebilecek ve girilemeyecek yerleri gösteren, bir önceki yılın analiz sonuçlarının yer alacağı kitapçığı her yıl yayınlamayı planladıklarını da sözlerine ekledi.

Kılıçdaroğlu, Orhan Pamuk’u aradı

02 Eylül 2010 at 09:54 Filed in:gündem No Comments

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, referandumda ‘evet’ oyu vereceğini açıklayan Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’u aradı. Ünlü yazara CHP’nin görüşlerini aktaran Kılıçdaroğlu, Pamuk’un kendisine “Ben edebiyatçıyım ve böyle siyasi bir tartışmanın tarafı olmaktan rahatsızım. Yurtdışında olacağım için referandumda da oy kullanamayabilirim” dediğini açıkladı.

Kılıçdaroğlu dün gerçekleşen görüşmede Pamuk’a söylediklerini Cumhuriyet Gazetesi’ne şöyle anlattı:

Kendisine paketin 12 Eylül’le hesaplaşma olduğu yönünde AKP iktidarının tezlerine karşı partimizin görüşlerini anlatma fırsatı buldum. Kendisine şunları söyledim: “Bu anayasa bırakın 12 Eylül dönemi ile hesaplaşmayı, o dönemden daha ağır biçimde var olan haklarınızı dahi elinizden alacak. Danıştay’a gitme hakkını vatandaşın elinden almayı 12 Eylül paşaları bile akıl edememişti. Ama bu pakette maalesef bu da var.”

Sayın Pamuk ise görüşlerime saygı duyduğunu belirttikten sonra kendisinin siyasetçi değil, edebiyatçı olduğunu ve bu tartışmalara girmeyi hiç doğru bulmadığını belirtti.

Sayın Pamuk’un görüşleri bizi dinledikten sonra değişti mi, değişmedi mi bunu bilme imkânımız yok. Ama bugün yurtdışına çıkacağını ve o nedenle oy kullanamayacağını söyledi. Tercihi ne olursa olsun görüşlerine saygı duyuyoruz. Oldukça içten bir görüşme olduğu kanaatindeyim.

Pamuk’tan Kılıçdaroğlu’na tavsiye

Pamuk’un görüşme sırasında CHP liderine, kendisini yakından takip ettiğini belirterek “Kendi bildiğiniz doğruları söylemeye devam edin. Nasılsanız öyle davranın. Ben de yıllardır öyle yapıyorum. Başarımda bu özelliğimin rolü büyüktür” tavsiyesinde de bulunduğu öğrenildi.