Arama Sonuçları Kategori: Biyografi

Mehmet Akif Ersoy ( 1873)- (27.12.1936)

22 Aralık 2009 at 18:29 Filed in:Biyografi No Comments

İstiklal Marşı Şairi

1873 yılında İstanbul’da doğdu. Bir medrese hocası olan babası doğumuna ebced hesabıyla tarih düşerek ona “Rağıyf” adını vermiş, ancak bu yapay kelime anlaşılmadığı için çevresi onu “Âkif” diye çağırmıştır. Babası Arnavutluk’un Şuşise köyündendir, annesi ise aslen Buharalı’dır. Mehmed Âkif ilköğrenimine Fatih’te Emir Buharî mahalle mektebinde başladı.Maarif Nezareti’ne bağlı iptidaîyi ve Fatih Merkez Rüştiyesi’ni bitirdi.Bunun yanı sıra Arapça ve İslami bilgiler alanında babası tarafından yetiştirildi. Rüştiye’de “hürriyetçi” öğretmenlerinden etkilendi. Fatih Camii’nde İran edebiyatının klasik yapıtlarını okutan Esad Dede’nin derslerini izledi. Türkçe, Arapça, Farsça, ve Fransızca bilgisiyle çevresindekilerin dikkati çekti. Mekteb-i Mülkiye’nin idadi (lise) bölümünde okurken şiirle uğraştı. Edebiyat hocası İsmail Safa’nın izinden giderek yazdığı mesnevileri şair Hersekli Arif Hikmet Bey övgüyle karşıladı.Babasının ölümü ve evlerinin yanması üzerine mezunlarına memuriyet verilen bir yüksek okul seçmek zorunda kaldı. 1889′da girdiği Mülkiye Baytar Mektebi’ni 1893′te birincilikle bitirdi. Ziraat Nezareti emrinde geçen yirmi yıllık memuriyeti sırasında veteriner olarak dolaştığı Rumeli, Anadolu ve Arabistan’da köylülerle yakın ilişkiler kurma imkanı buldu. İlk şiirlerini Resimli Gazete’de yayımladı.1906′da Halkalı Ziraat Mektebi ve 1907′de Çiftçilik Makinist Mektebi’nde hocalık etti. 1908′de Dârülfünûn Edebiyat-ı Umûmiye müderrisliğine tayin edildi. İlk şiirlerinin yayımlanmasını izleyen on yıl boyunca hiçbir şey yayınlamadı.1908′de II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte Eşref Edip’in çıkardığı Sırat-ı Müstakim ve sonra Sebilürreşad dergilerinde sürekli yazılar ve şiirler yazmaya başladı.1913′te Mısır’a iki aylık bir gezi yaptı. Dönüşte Medine’ye uğradı. Bu gezilerde İslam ülkelerinin maddi donatım ve düşünce düzeyi bakımından Batı karşısındaki zayıflıkları konusundaki görüşleri pekişti. Aynı yılın sonlarında Umur-u Baytariye müdür muavini iken memuriyetten istifa etti. Bununla birlikte Halkalı Ziraat Mektebi’nde kitabet ve Darülfunun’da edebiyat dersleri vermeye devam etti.

Teşkilat-ı Mahsusa ve Milli Mücadele’de

İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdiyse de cemiyetin bütün emirlerine değil, sadece olumlu bulduğu emirlerine uyacağına dair and içti. I.Dünya Savaşı sırasında istihbat teşkilatı Teşkilât-ı Mahsusa tarafından Berlin’e gönderildi. Burada Almanlar’ın eline esir düşmüş Müslümanlar için kurulan kampta incelemeler yaptı. Çanakkale Savaşı’nın akışını Berlin’e ulaşan haberlerden izledi. Batı’nın gelişme düzeyi onu derinden etkiledi. Yine Teşkilât-ı Mahsusa’nın bir görevlisi olarak çöl yoluyla Necid’e ve savaşın son yılında Lübnan’a gitti. Dönüşünde yeni kurulan Dâr-ül -Hikmetül İslâmiye adlı kuruluşun başkâtipliğine getirildi. Savaş sonrasında Anadolu’da başlayan direniş hareketini desteklemek üzere Balıkesir’de etkili bir konuşma yaptı. Bunun üzerine 1920′de Dâr-ül Hikmet’deki görevinden alındı. İstanbul Hükümeti Anadolu’daki direnişçileri yasa dışı ilan edince Sebillürreşad dergisi Kastamonu’da yayımlanmaya başladı ve Mehmed Âkif bu vilayette Milli Mücadele hareketine katkısını hızlandıran çalışmalarını sürdürdü. Nasrullah Camii’nde verdiği hutbelerden biri Diyarbakır’da çoğaltılarak bütün ülkeye dağıtıldı. Burdur mebusu sıfatıyla TBMM’ye seçildi.

İstiklal Marşı

Meclis’in bir İstiklâl Marşı güftesi için açtığı yarışmaya katılan 724 şiirin hiçbiri beklenilen başarıya ulaşamayınca maarif vekilinin isteği üzerine 17 Şubat 1921′de yazdığı İstiklal Marşı, 12 Mart’ta birinci TBMM tarafından kabul edildi.Mısır’a Gidiş Sakarya zaferinden sonra kışları Mısır’da geçiren Mehmed Âkif, daha sonra sürekli olarak Mısır’da yaşamaya karar verdi. 1926′dan başlayarak Camiü’l-Mısriyye’de Türk dili ve edebiyatı müderrisliği yaptı. Bu gönüllü sürgün hayatı sırasında siroz hastalığına yakalandı ve hava değişimi için 1935′te Lübnan’a, 1936′da Antakya’ya birer gezi yaptı. Yurdunda ölmek isteği ile Türkiye’ye döndü ve 27 Aralık 1936′da İstanbul’da öldü.

Dil Anlayışı Konuşma diline yaslandığı için kolayca yazılıvermiş izlenimi veren şiirleri biçime ilişkin titiz bir tutumun örnekleridir. Hem aruzdan doğan bağların üstesinden gelmiş, hem de şiirin bütününü kapsayan bir iç musiki düzenini gözetmiştir. Dilde sadeleştirmeden yana olan tutumunu her şiirinde ortaya koymuştur.Mehmed Âkif nazım diline bu dilin tabii yapısını bozmadan elverişli olduğu gelişmeyi kazandırmış ve aruz veznini yumuşatmıştır. Bu aynı zamanda Türkçe’nin şiir söylemedeki imkanlarının ne ölçüde geniş olduğunu göstermesi demektir. Mehmed Âkif dilin toplumsal kimliğini öne çıkarmış,üslupta özgünlük ve kişiselliğe ulaşmıştır.Yenilikçi bir şair olarak, yaşadığı dönemde görülen ölçüsüz yenilik eğiliminin bozucu etkilerine, ölçüsü işleviyle bağlantılı bir şiir kurmak suretiyle sınır çekmeye çalışmıştır.

ESERLERİ Safahat, Süleymaniye Kürsüsünde, Hakkın Sesleri, Fatih Kürsüsünde, Hatıralar, Âsım, Gölgeler.

Hakkında Yazılanlar

1.Mehmet Akif
Nurettin Topçu
Dergah Yayınları

deneme3

16 Kasım 2009 at 16:20 Filed in:Biyografi No Comments

deneme yazı 34

deneme

13 Eylül 2009 at 12:59 Filed in:Biyografi | Emolar | Kültür Sanat | Müzik | Pratik bilgiler | Programlar | Tanıtımlar | Tv Programları | Uncategorized | aşk | dinimiz | diziler | dış haber | gündem | haber | köşe yazıları | köşe yazılerı | magazin | msn nickleri | oyunlar | romanlar | sinema | siyaset | sohbet | spor | video | yarışma programları | yemek tarifleri | Şiir | şarkı sözleri | şifalı besinler | şifalı bitkiler No Comments

deneme

Haluk Bilginer-Biyografi

17 Temmuz 2009 at 13:29 Filed in:Biyografi No Comments

Haluk Bilginer, 1954 doğumlu sinema ve tiyatro oyuncusu. Ulusal ve Uluslararası Sinema ve Tiyatro Ödülü’nün sahibi usta aktör, aynı zamanda başarılı bir televizyon oyuncusu ve dublaj sanatçısı.

Haluk Bilginer, üç çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak, 5 Haziran 1954’te İzmir’de dünyaya geldi. Lise öğrenimini bitirmesinin ardından, 1972 yılında, Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’ne girdi ve 1977’de mezun oldu. Devlet konservatuarından mezun olduğu yıl İngiltere’ye giden Bilginer, Londra Müzik ve Drama Sanatları Akademisi’nde (LAMDA) bir yıl boyunca ileri tiyatro öğrenimi gördü.

1980 ve 1993 yılları arasında İngiltere’de yaşayan ve aynı zamanda İngiltere vatandaşlığı da bulunan Haluk Bilginer, burada bulunduğu yıllar boyunca birçok tiyatro oyununda, müzikalde, televizyon dizisinde ve filmde rol aldı. Macbeth, My Fair Lady, Pal Joey, Kafkas Tebeşir Dairesi ve Phantom of the Opera gibi çeşitli tiyatro ve müzikallerde; Eastenders, Memories of Midnight, Bergerac, Glory Boys, The Bill ve Murder of a Moderate Man gibi televizyon dizilerinde ve Children’s Crusade, Half Moon Street, Ishtar, Buffalo Soldiers, Spooks ve She’s Gone filmlerinde görev alan ünlü aktör İngiltere’deki kariyerinin ardından Türkiye’ye döndü.

Haluk Bilginer, 1990 yılında Tiyatro Stüdyosu’nun kurucuları arasında yer aldı ve Aldatma (Herold Pinter), Kan Kardeşleri (Willy Russell), Derin Bir Soluk Al (Ben Elton), Çöplük (Turgay Nar), Histeri (Terry Johnson) ve Balkon (Jean Genet) oyunlarında başrolleri üstlendi.

Gecenin Öteki Yüzü adlı televizyon dizisiyle Türkiye’de tanınan bir oyuncu haline gelen Haluk Bilginer; Ateşten Günler, Safiyedir Kızın Adı, Borsa, Son Söz Sevginin, Gülşen Abi, Eyvah Babam, Eyvah Kızım Büyüdü, Tatlı Hayat, Karanlıkta Koşanlar, Cesur Kuşku, Yine de Aşığım, Sayın Bakanım ve Hayat İşte gibi birçok televizyon yapımında rol aldı. Haluk Bilginer kendisiyle yapılan bir röportajda, televizyon oyunculuğu ve tiyatro oyunculuğu arasındaki farklara ilişkin bir soruya şu cevabı vermişti:

“Oyuncunun er meydanı tiyatro sahnesidir. Tiyatro sahnesinde arada hiçbir aracı olmadan seyirciyle baş başa kaldığı yerde aktör, aktör müdür değil midir anlaşılır. Sinemada televizyonda pek anlaşılmaz ve televizyonda da oyunculuk öğrenilmez. Dizilerde oynarsınız, ama oyuncu olamazsınız.”

Bilginer, Türkiye’deki sinema kariyerine 1987 yapımı Kara Sevdalı Bulut adlı filmle başladı. 17.yüzyılda, uçmaya teşebbüs eden ilk kişi olarak dünya tarihine adını yazdıran Hezarfen Ahmet Çelebi’nin yaşam öyküsünün anlatıldığı, İstanbul Kanatlarımın Altında (1995) adlı başarılı filmde Evliya Çelebi’yi canlandırdı. 1997 yapımı Masumiyet adlı filmdeki performansıyla büyük başarı elde eden ünlü aktör, aynı yıl Derviş Zaim’in yönetmenliğini yaptığı, Sanem Çelik ve Uğur Polat gibi isimlerin de görev aldığı Filler ve Çimen adlı filmde rol aldı.

2003 yılında Ezel Akay’ın yönetmenliğini üstlendiği, ve birçok ünlü ismin kadrosunda yer aldığı Neredesin Firuze adlı yapımda oynadı. Bu filmde canlandırdığı başarısız müzik yapımcısı Hayri karakteriyle bir kez daha izleyenleri kendisine hayran bırakan Haluk Bilginer, daha sonra 2004 yapımı Hırsız Var, 2005 yapımı Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? ve Kısık Ateşte 15 Dakika adlı sinema filmlerinde rol aldı.

Haluk Bilginer 1999 yılında oyuncu eşi Zuhal Olcay’la birlikte Oyun Atölyesi’ni kurdu. İkili büyük yatırımlarla oluşturdukları tiyatro sahnesinde, Dolu Düşün Boş Konuş (Steven Berkoff, 1999), Ayrılış (Tom Kempinsky, 2000), Ermişler ya da Günahkarlar (Anthony Horowıtz, 2002), Cimri (Moliere, 2004), Jeanne d’Arc’ın Öteki Ölümü ve Atinalı Timon adlı oyunları oynadı.

Haluk Bilginer oyunculuk kariyeri boyunca birçok ödüle layık bulundu:

Afife Tiyatro Ödülleri, En iyi erkek oyuncu, Histeri; Ankara Sanat Kurumu, En iyi çevirmen, Aldatma; 1997 yılında ÇASOD, En İyi Oyuncu, Masumiyet ve 34. Antalya Film Şenliği, En iyi erkek oyuncu, Masumiyet; 1998 yılında Ankara Film Festivali, En iyi erkek oyuncu, Masumiyet; Adana Altın Koza, En iyi erkek oyuncu, Masumiyet ve Nihavent Mucize; Angers (Fransa) Film Festivali, En iyi erkek oyuncu, Masumiyet; 2004 yılında 9. Sadri Alışık Ödülleri, En İyi Erkek Oyuncu, Neredesin Firuze.

Haluk Bilginer, 1987 yılında tanışıp 1992’de evlendiği Zuhal Olcay ile 14 Aralık 2004’te ayrıldı. Ardından bir süredir birlikte olduğu pop şarkıcısı ve dizi oyuncusu Aşkın Nur Yengi ile 6 haziran 2006’da kardeşinin Urla’daki evinin bahçesinde evlendi.

Gençliğinde hamallık, tezgahtarlık, garsonluk gibi birçok işte çalışan Haluk Bilginer aynı zamanda koyu bir Galatasaray taraftarı.

Mehmet Akif Ersoy-Biyografi

17 Temmuz 2009 at 10:33 Filed in:Biyografi No Comments

1873 yılında İstanbul’da doğdu.Ersoy: ”Babam Fatih Müderrislerinden İpekli Hoca Tahir Efendi merhumdur ki,benim hem babam,hem hocamdır.Ne biliyorsan kendisinden öğrendim”.
Akif,takva ve merhamet sahibi bir ana ile alim,mü’min,dürüst ve haksever bir babanın şefkat kanatları altında yetişmiştir.Babasının vefatı ve Sarıgüzel’deki evlerinin yanması,Akif’in öğrenim hayatını değiştirmiştir.Kolay iş sahibi olma düşüncesiyle mülkiye idadisinin yüksek kısmını bırakıp,baytar mektebine girmiş ve 1893′te bu okulu birincilikle bitirmiştir.
Balkan savaşlarında yaşanan facialar,ufukta görülen birinci dünya harbi ve Türk devletinin içinde bulunduğu buhran,O’nu vatana hizmet mücadelesine fîli olarak itmiştir.Kendisini milli kurtuluş hareketi içinde bulan Akif,yazı yazıyor,vaaz ediyor fakat,işin bununla bitmeyeceğini de biliyordu.Anadolu’ya açıldı.Kastamonu Nasrullah Camii’nde verdiği vaaz,İstiklal Mücadele tarihimizde büyük rol oynamıştır.
Milli Marş güfte müsabakasını,verilecek mükafatı almamak kaydıyla kabul etmiş,yazdığı İstiklal Marşı birinci gelerek,12 Mart 1921′de TBMM’nde Türk Milii Marşı’nın güftesi olarak kabul edilmiştir.
Mısır’da bulunduğu yıllarda Kur’an-ı Kerim’in tercümesiyle uğraşan Akif,1935′te hastalanmıştır.İstanbul’a geldiğinde durumu ağırdı.Nihayet yakalandığı amansız hastalığa yenik düşerek 27 Aralık 1936′da vefat etti.Nüyük bir cenaze merasimi ile tabutu eller üstünde Edirne Kapı Şehitliği’ne getirilerek,oraya defnedildi.
Şiir tarihinde en güçlü mesajların sahibi olan şairlerin başında gelen Mehmet Akif Ersoy,şiirlerinde yapmacıktan uzak,özentisiz bir yol izlemiştir.Safahat adlı yedi kitaptan oluşan eseri,onun hayat hikayesi,karakteri,ailesi,dostları ve bizzat kendisidir.Milletin bekası için gayret sarfetmiş ve bir ömür tüketmiştir.

Fazıl Say-Biyografi

17 Temmuz 2009 at 01:46 Filed in:Biyografi No Comments

Fazıl Say, (d. 14 Ocak 1970, Ankara) Türk klasik müzik piyanisti, besteci. Yazar ve müzikolog Ahmet Say’ın oğludur. Piyano eğitimini Ankara’da Mithat Fenmen ve Kamuran Gündemir, Düsseldorf’ta David Levine ile yapmıştır.
Üç yaşındayken obuacı Ali Kemal Kaya ile ritmik jimnastik ve işitme alıştırmalarına başlayan Fazıl Say, bir yıl sonra Mithat Fenmen’den aldığı piyano dersleriyle sevgiyi de içeren bir öğrenim sürecine girmiştir. Fenmen’le sekiz yıl süren bu dönem, piyano, solfej ve teorinin yanı sıra, besteciliğe özendirme çalışmalarını ve konser podyumlarına ısındırma amaçlı küçük dinletileri kapsar. Mithat Fenmen’in 1982 yılında vefat etmesi üzerine Ankara Devlet Konservatuarı’na giren Fazıl Say, ‘Özel Statü’ olarak nitelenen hızlandırılmış yoğun eğitim çerçevesinde Kamuran Gündemir ile piyano, İlhan Baran ile kompozisyon çalışmıştır. Gündemir, yorum kavrayışı gerektiren yapıtlar üzerinde üst düzey bir değerlendirme ortamı yaratarak öğrencisini yetiştirmiş, İlhan Baran ise ona kompozisyon eğitiminin temeli olan teknik donanımları kazandırmıştır. Donanımların başlıcaları armoni, kontrpuan, form bilgisi, analiz, enstrümantasyon, orkestrasyon, antik modlar, Türm Müziği makamsal ve ritmik sistemleri, caz armonisi ve stil araştırmalarıdır. İlhan Baran, ayrıca çağdaş müzik stilleri çalışması için Ertuğrul Oğuz Fırat’dan yararlanılmasını istemiş ve Fazıl Say, üç yıl Fırat’dan ders almıştır. 1987 yılında konservatuarı bitiren genç piyanist, Almanya’nın DAAD bursuyla bu ülkeye gitmiş, Düsseldorf Müzik Yüksek Okulu’nda ABD’li piyanist David Levine’in öğrencisi olmuştur. Dünyanın önde gelen Schubert yorumcularından olan Levine, “Yaratıcı Yorumculuk” açısından örnek bir piyanisttir. Fazıl Say, piyanist kimliğiyle onu örnek almıştır.

Fazıl Say Besteleri

  1. ‘Prelüdler’, flüt ve piyano için, 1985; ilk seslendirme: Mehmet Mesci ve F. Say, (1986).
  2. ‘Süit’, piyano için, (1986).
  3. ‘Siyah İlahiler’, keman ve piyano için, 1987; ilk seslendirme, götz Bernau ve Sayali Dadaş; Berlin’in 750. yılı kutlamaları dolayısıyla, 1987.
  4. ‘Gitar Konçertosu’, 1987; bu yapıtı geri çekti, 1997’de gitar ve orkestra için yeni bir yapıt yazdı.
  5. ‘İpekyolu’, piyano için, 1989; ilk seslendirme: RIAS Berlin Radyosu, canlı yayın: F. Say, 1989; sonradan konçertoya dönüştürüldü.
  6. ‘Yansıtmalar’, keman, piyano ve orkestra için konçerto, 1991; ilk seslendirme: Eduard Maturet yönetimindeki Berlin Senfoni Orkestrası, solistler; götz Bernau, F. Say, 1991.
  7. ‘Nasreddin Hoca’nın dansları’ (sonradan “Türk Dansları” olarak adı değiştirilmiştir), piyano için, 1991.
  8. ‘Antik Anadolu Modları Albümünden’, piyano için, 1991.
  9. ‘Üç Masal’, oda orkestrası için: (12 yaylı, 6 üflemeli çalgı, arp, çelesta ve vurmalı çalgılar için), 1992.
  10. ‘Liszt’in si minör sonatı orkestralaması”; büyük orkestra için, 1992.
  11. ‘Altı Prelüd’ Debussy’nin 6 prelüdünün orkestralaması. 14 solo çalgıcı için: flüt, obua, klarnet, fagot, trompet, 2 vurmalı çalgı, piyano, gitar ve yaylılar dördülü, 1992; ilk seslendirme: besteci yönetimindeki Yeni Müzik Topluluğu, Köln, 1992.
  12. ‘Paganini’nin temaları üzerine çeşitlemeler” (modern caz stilinde) piyano için, 1993.
  13. ‘İpekyolu’, piyano konçertosu, 1994; ilk seslendirme: Scott Yoo yönetimindeki Boston metamorphosen Orkestrası, solist: F.Say, 1995.
  14. ‘Fantazi parçaları’, piyano için, 1993.
  15. ‘Caz Fantazileri’, piyano için, 1994.
  16. ‘Senfoni Konçertant’, piyano ve büyük orkestra için, 1993; ilk seslendirme: Gürer Aykal yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, solist: Fazıl Say, 1996; orkestra: 3 flüt, 3 obua, 3 klarnet, altosaksofon, 2 fagot, kontrafagot, 4 trompet, 3 trombon, tuba, 7 vurmalı çalgıcı için 27 vurmalı çalgı ve yaylılar için (14+12+12+8).
  17. ‘Gitar ve Orkestra için’, (gitar konçertosunun yeniden yazılışı), 1996.
  18. ‘İki Ballade’, oda orkestrası için; 1996 ilk seslendirme: Scott Yoo yönetimindeki Boston metamorphosen Orkestrası, 1996.
  19. ‘Oda Senfonisi’, oda orkestrası için, 1996; ilk seslendirme: Scott Yoo yönetimindeki Boston metamorphosen Orkestrası, 1996.
  20. ‘Kara Toprak’, piyano için, Aşık Veysel’in teması üzerine, 1997.
  21. ‘Gülnihal’, piyano için, Hamamizade İsmail Dede Efendi’nin teması üzerine, 1997.
  22. ‘Kadanslar’, Mozart’ın piyano konçertoları için kadanslar, 1987 – 1996.
  23. ‘Nazım Oratoryosu’, piyano, solo ses, koro ve orkestra için, 2001.
  24. ‘Metin Altıok için Ağıt’, piyano, solo ses, koro ve oda orkestrası için, 2002/2003.
  25. ‘Piyano Konçertosu, No:3′, piyano ve orkestra için, 2001.

Nazım Hikmet Ran 'ın Biyografisi

16 Temmuz 2009 at 12:33 Filed in:Biyografi No Comments

15 Ocak 1902′de Selanik’te doğdu. Heybeliada Bahriye Mektebi’ni bitirdi. Hamidiye Kruvazörü’nde güverte subayı iken, sağlık nedeniyle askerlikten ayrıldı, bu arada ilk şiirlerini yayımladı.

1921 başlarında Kurtuluş Savaşı’na katılmak için Anadolu’ya geçti, Bolu’da öğretmen olarak görevlendirildi.

Daha sonra Batum üzerinden Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’ne (KUTV) yazıldı. Burada siyasal bilimler ve iktisat okudu.

1924′te yurda döndü. Aydınlık Gazetesinde yayınlanan yazı ve şiirleri yüzünden on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gitti.

1928 Af Kanunu’ndan yararlanıp tekrar yurda döndü. Resimli Ay dergisinde çalışmaya başladı.

1932′de yeniden dört yıl hapse mahkûm olduysa da, bu kez Onuncu Yıl Affı’ndan yararlandı. Gazetecilik yaptı, film stüdyolarında çalıştı.

1938′de orduyu ve donanmayı isyana teşvik ettiği iddiasıyla 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Çankırı ve Bursa cezaevlerinde yattı. 1950′de özgürlüğüne kavuştuysa da sürekli olarak izlenmekten kurtulamadı; kitaplarını yayınlatma, oyunlarını oynatma olanağı bulamadı. Askere alınması kararlaştırılınca Romanya üzerinden tekrar Moskova’ya gitti.

1951′de T.C. yurttaşlığından çıkarıldı.

3 Haziran 1963′te bir kalp krizi sonucu yaşama veda etti. Moskova’da Novodeviçye Mezarlığı’nda toprağa verildi.


Johnny Depp'in hayatı

16 Temmuz 2009 at 02:34 Filed in:Biyografi 1 Comment

johnny-depp

Asıl adı “John Christopher Depp II” olan Amerika’lı aktör. 2004 yılında Karayip Korsanları: Siyah İnci’nin Laneti filmindeki başarısı ile En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ına aday gösterilmiştir.

Özgeçmiş

Johnny Depp, 9 Haziran 1963′te Owensboro, Kentucky’de doğdu. Florida’da büyüdü ve 15 yaşında bir rock müzisyeni olmak umuduyla okulu bıraktı. The Kids adlı rock grubunda müzik yapmaya başladı ve grubun davulcusunun kız kardeşi Lori Anne Allison ile 20 Aralık,1983′te evlendi.

Los Angeles, California’da eşinin yardımıyla Nicolas Cage ile tanıştı ve ilk filmi A Nightmare On Elm Street’de 1984 yılında oynama şansı buldu. 1985 yılında ise Lori Anne Allison’dan boşandı.

Johnny Depp’in kariyeri için en büyük devrim şüphesiz ki Tim Burton dokunuşudur. Oyuncunun kariyerine altın harflerle yazılmış birçok filmde ünlü yönetmen Tim Burton’un imzası vardır. Burton-Depp ikilisi Amerikan sinema tarihine şimdiden geçmiş, ne yönetmen oyuncudan ne de oyuncu yönetmenden vazgeçebilmiştir.

Ancak oyuncunun bugüne kadar ki doruk noktası Karayip Korsanları: Siyah İnci’nin Laneti filminde olmuş ve bu film sayesinde 2004 yılında Akademi Ödülleri’nde En iyi Erkek Oyuncu ödülüne aday olmuştur.

Şuan Fransız şarkıcı-oyuncu Vanessa Paradis ile birlikte yaşamaktadır, Lîlly-Rose Melody (Doğum, 1999) ve Jack (Doğum, 2002) adlarında iki çocuğa sahiptirler.

Bunları Biliyor musunuz?

* 1994 yılında New York’ta bir apartmana çöp dökmek suçundan tutuklandı.
* 1999 yılında Londra’da bir restorantta paparazzilerle kavga etmek suçundan tutuklandı.
* Ünlü çift Los Angeles ve Fransa’da yaşamaktadır. Oğlu Jack Fransa’da dünyaya gelmiştir.
* Hollywood ünlüler yoluna 1999 yılında yıldızı yerleştirilmiştir.
* Jack the Ripper’ın fanatik hayranıdır.
* Çocukken çikolata’ya karşı alerjisi vardı.
* Eşininde yardımıyla Fransızca öğrenmiştir.
* The Matrix filmindeki Neo karakteri için düşünülmüş ilk isimlerden biridir (diğeri Tom Cruise) , ancak kendisi kabul etmemiştir.

Bülent Ortaçgil Biyografisi

30 Mayıs 2009 at 00:13 Filed in:Biyografi | köşe yazılerı No Comments

Bülent Ortaçgil 1 Mart 1950 yılında Ankara’da dünyaya gelmiştir bircok albümü biraraya getiren Bülent Ortaçgil’in baslıca Albümleri.

Gece Yalanları (2003)
Şarkılar Bir Oyundur (2000)
Eski Defterler (1999)
Light (1998)
Bu Şarkılar Adam Olmaz (1994)
Oyuna Devam (1991)
2. Perde (1990)
Pencere Önü Çiçeği (1986)
Biz Şarkılarımızı… (1985)
Rüzgarla Söylenen Şarkılar(1984)
Benimle Oynar Mısın (1974)

Sizde Bülent Ortaçgil’in Başlıca en sevdiğiniz albümlerini bu konu altında yorumlarınız ile belirtiniz.

10 Mayıs 2009 at 21:01 Filed in:Biyografi | Uncategorized | dış haber | gündem | haber | magazin | sinema | yemek tarifleri | Şiir | şarkı sözleri No Comments

Türkiyenin Sohbet odalarında Türkçe Sohbet edebilmek icin Tıklayınız.